Cezaevindeki Kişilerin Vesayet Altına Alınmasında İrade Özgürlüğü Reformu
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 407. maddesi uyarınca eski hukuk sistemimizde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkum olan her ergin kişi zorunlu olarak vesayet altına alınmakta ve kendisine mahkemece bir vasi atanmaktaydı. Bu durum, yalnızca cezaevinde olduğu için kişinin malvarlığını yönetme, dava açma, vekalet verme gibi temel medeni haklarını kısıtlamaktaydı.
1. Zorunlu Vesayetin Kaldırılması ve Yeni Yasal Düzenleme
Anayasa Mahkemesi, kişinin sırf hapis cezası alması sebebiyle iradesi dışında medeni haklarını kullanmaktan men edilmesini mülkiyet ve kişi hürriyeti haklarına aykırı bularak TMK 407'yi iptal etmiştir. Yasa koyucu 8. Yargı Paketi (7499 sayılı Kanun) ile bu alanda çok önemli bir insan hakları reformuna imza atmıştır.
Yeni yasal kurala göre; kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, kural olarak artık zorunlu vesayet altına alınmaz. Kişiye vasi atanması, ancak kendi vesayet altına alınmayı talep etmesi halinde mümkündür.
2. Beş Yıl ve Üzeri Hapis Cezalarında Özel Durum
Kanun koyucu kamu düzenini ve hükümlünün malvarlığının korunmasını gözeterek 5 yıl ve daha fazla hapis cezası alanlar için özel bir istisna getirmiştir:
- Kişinin Talebi Önceliklidir: Toplam 5 yıldan az cezası olan hükümlülerde vasi atanması tamamen hükümlünün bizzat istemine bağlıdır.
- Vesayet Makamının Takdiri: Hapis cezası 5 yıl veya daha fazla olan hükümlülerde, kişinin malvarlığının yönetimi veya korunması ciddi bir tehlike altındaysa vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) ilgilinin menfaatini gözeterek re'sen vasi atayabilir.
- Görüş Alma Zorunluluğu: Mahkeme vasi atamadan önce mutlaka cezaevindeki hükümlüyü dinlemek veya yazılı görüşünü almak zorundadır.
3. Hükümlülerin Hukuki İşlem Yapma Ehliyeti
Yeni sistemin en büyük pratik faydası, hükümlülerin noterden doğrudan avukatlık vekaletnamesi çıkarabilmeleri, şirketlerindeki paylarını yönetebilmeleri ve kendi adlarına dava açabilmeleridir. Vesayet kararı bulunmayan bir hükümlü, vasinin iznine ihtiyaç duymaksızın şahsi haklarını bizzat veya vekili aracılığıyla serbestçe kullanabilir.